özel güvenlik hakları  özel güvenlik haberleri  özel güvenlik sınav sonuçlar işçi hakları  iş hukuku  İŞ avukatı,işçi davları ,güvenlik-iş sendikası,öz-iş sendikası,hak-iş,türk-iş

Bu haber 16 Kasım 2017 15:44:29 Tarihinde eklenmiştir. 2858 Defa Okundu.

İş Hukuku Davalarında Zorunlu Arabuluculuk

İş Hukuku; temelde çalışan ile işveren arasında akdedilen ve kaynağını Özel Hukuktan alan hukuk kurallarından oluşsa da, Bireysel ve özellikle de Toplu İş Hukukunun Kamu Hukuku karakterinin bulunduğu, kanun koyucunun da çalışanın haklarını korumak için bu alana müdahil olduğu bir gerçektir. Ancak İş Hukukunun ve buradan kaynaklanan davaların temelinin Özel Hukuka, yani tarafların iradeleri ve nisbi ilişkileri ile oluşan sözleşmeye dayandığı tartışmasızdır.

İş Hukuku Davalarında Zorunlu Arabuluculuk

Son zamanlarda; Özel Hukuk alanında “arabuluculuk” ve Ceza Hukuku alanında da “uzlaştırma” adı altında, adaletin hızlanması, iş ve dava yükünün azaltılması, dava dışı çözümlerle uyuşmazlıkların sonlandırılması için yasal düzenlemelere gidildiği, bazı idari davalarda da gündeme gelen tahkim ve hakem usulleri esas alınarak, ihtilaflarda yargı dışı çözüm yollarının tatbik edildiği bilinmektedir. Bu müesseselerin ana amacı, “kuvvetler ayrılığı” ilkesinde özel bir yeri olan yargı erkinin yetkisini kısıtlamak veya bitirmek değildir ki, zaten bu da demokratik hukuk toplumlarında kabulü mümkün olmayan bir anlayıştır.

Arabuluculuk ve uzlaşma konusunda yapılmak istenen ne olursa olsun, Anayasal temele sahip olması ve yasal alt yapısının bulunması gerektiği tartışmasızdır. Aksi halde, fayda sağlayıp sağlamayacağına bakılmaksızın “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak Anayasaya aykırılık iddiası kaçınılmaz şekilde gündeme gelecektir.

İdare Hukukundan kaynaklanan ihtilaflarda, dava öncesi önerilen itiraz ve şikayet yollarının Anayasaya aykırı olduğu, bu kapsamda Anayasa m.6/3’ün“Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”, Anayasa m.9’un “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”,  Anayasa m.36’nın “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” ve Anayasa m.37’nin “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.” hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülemez. Çünkü “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı Anayasa m.40/1-2’de kişi ile Devlet ve İdare arasında çıkan uyuşmazlıklarla ilgili özel hükümlere yer verilmiştir. Anayasa m.40/1-2’ye göre; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır”. İdari yargı yolunda tahkimle ilgili düzenlemenin dayanağı ise, Anayasa m.125/1’dir.

Ceza Muhakemesi Kanunu m.253 ve 254’de düzenlenen “uzlaştırma” müessesesi de, yine yukarıda bahsettiğim Anayasa hükümlerini gözardı etmemiş ve işlendiği iddia edilen bazı suçlardan dolayı yargının yetkisini ortadan kaldırmamıştır. Çünkü uzlaştırmayı düzenleyen CMK m.253 ve 254 incelendiğinde; uzlaştırma bürolarının cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde kurulacağı, bu büroların cumhuriyet savcılarına bağlı olacağı, cumhuriyet başsavcılıklarınca idare ve kontrol edilecekleri ve kovuşturma aşamasında gündeme gelen uzlaştırmalarda da mahkeme tarafından dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderileceği ve yine bu büronun cumhuriyet savcısına bağlı olarak faaliyette bulunacağı anlaşılmaktadır.

Özel Hukuk alanında da 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun yürürlüğe girdiği ve bu Kanunun “Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi” başlıklı 15. maddesinin 2. fıkrasında, “Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.” hükmüne yer verildiği, dava öncesi zorunlu arabuluculuğun öngörülmediği, zaten yukarıda naklettiğimiz Anayasa hükümlerine göre de kişinin hak arama hürriyetinin ve bu çerçevede yargı yoluna başvurmasının engellenemeyeceği, dava öncesi ihtilaf çözümü olarak düzenlenen arabulucuya başvurmanın zorunlu olamayacağı, normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasanın “Yargı” başlıklı 138 ila 160. maddelerinde de, bu söylenenin, yani dava dışı zorunlu arabuluculuğu mümkün kılan bir hükmün bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle; 6325 sayılı Kanunda zorunlu arabuluculuğun tanımlanmadığı, aksi yönde bir tanımın da Anayasaya aykırı olacağı anlaşılmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Asgari ücret” başlıklı 39. maddesinde ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Arabuluculuk” başlıklı 50. maddesinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu ve toplu iş sözleşmelerinde çıkan anlaşmazlıkların giderilmesi için zorunlu arabuluculuktan bahsedildiği, bunlarda ve özellikle toplu iş sözleşmelerinde bireyselleşmiş uyuşmazlık henüz doğmadığı için, grev ve lokavtın önüne geçilebilmesi amacıyla zorunlu arabuluculuğun düzenlendiği görülmektedir.

Bireysel İş Hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili dava öncesi zorunlu arabuluculuğun yasal düzenleme ile öngörülmesi durumunda, yukarıda belirttiğimiz Anayasa hükümleri dikkate alındığında bir Anayasaya aykırılık sorunu ile karşı karşıya kalınması kaçınılmazdır. Çünkü bir kıdem tazminatından ve sair işçi alacağından kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili davanın açılmasından önce zorunlu arabuluculuğun öngörülmesi, Anayasa dayanağına sahip değildir. Anayasa m.9, 36, 37 ve Anayasa m.138 ila 160 incelendiğinde, iş davalarının İdare Hukukundan kaynaklanan bir ihtilaf olmaması sebebiyle Anayasa m.40/1 uygulanamayacağından, işçiye veya işverene dava açmadan önce arabulucuya başvurmasını dayatmak ve bunu bir dava şartı olarak düzenlemek, kanaatimce “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı m.11’e, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı m.13’e ve özellikle de “Hak arama hürriyeti” başlıklı m.36 ile “Kanuni hakim güvencesi” başlıklı m.37’ye aykırıdır. Bu sebeple, ya iş uyuşmazlıkları alanında zorunlu arabuluculuğu öngören istisnai bir hükme Anayasada yer verilmesi veya bu ihtilaflarla ilgili gidilecek arabuluculuğun da aynen Özel Hukuk uyuşmazlıklarında olduğu gibi zorunlu arabuluculuk yerine ihtiyari arabuluculuk olarak öngörülmesi gerekir

Yorum Yap
MAKALE
İstifa etmeyin yer değişikliğini kabul etmeyen  İşçinin tazminat zaferi
İstifa etmeyin yer değişikliğini kabul etmeyen İşçinin tazminat zaferi
İşveren İş Hukuku ve İş Mevzuatına göre yasal hakları ödenmediği için işverenle uzlaşamadı. Tam aksine işveren işçiyi yasal haklarını aradığı için işten çıkarttı. Daha sonrasında işçiyi ikna etmeye çalışan işveren tüm dil dökmelere rağmen kendisine verilen az tazminat ve işçi hakları ücretlerini kabul etmeyip yasal hakları için Konyar Hukuk Bürosuna giderek hukuki değerlendirme sonunda dava açmaya karar vermiştir. Dava sonunda işçiye 130,000,00 TL kıdem, ihbar, fazla mesai, yıllık izin gibi işçilik hakkı çıktı.
Asgari ücrete zam geldi firmalar kılıf uydurma peşine düştü! işverenin
Asgari ücrete zam geldi firmalar kılıf uydurma peşine düştü! işverenin "asgari ücret" hilesi!
Türkiye’de birçok firma yaptıkları hileli işleri örtbas etmek için topluma iyi bir imaj vermeye çalışmaktadırlar. En güzel kılıfları ise, biz kurumsalız resmi çalışıyoruz, çalışanlarımızın maaşlarını zamanında ödüyoruz demesiyle övünüp geçinmeleridir.
İstifa Etmeyen İşçiye Tazminat Zaferi!
İstifa Etmeyen İşçiye Tazminat Zaferi!
4 yıl çalışan bir kişinin hesaplamasında faiz hariç 30,800,00 TL tazminat hakkı çıktı.
Özel güvenlik görevlisinin kimlik iptali nasıl olur, iptal olursa nasıl yapılır
Özel güvenlik görevlisinin kimlik iptali nasıl olur, iptal olursa nasıl yapılır
Ülkemizde 2004 yılında 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu yürürlüğe girdi. Bu yasa ile beraber ülkemizde taşeronlaşmak hızlı bir şekilde yayıldı. Birçok kamu, kurum ve kuruluşlar ne yazık ki taşeron şirketleri tercih ederek güvenlik hizmetlerine devam ettiler. Asıl sorun bundan sonra başladı. Öncelikli olarak en büyük sorunlardan birisi taşeron şirketlerin sömürgecilik ve kölelik sistemini uygulaması, birçok kanunsuz işlere ve kanunların arkasından dolanıp birçok hukuksuzluklara imza attılar. Ve atmaya devam ediyorlar. Bu da yetmiyormuş gibi bir de 5188 sayılı Kanunu çalışanlar için birçok mali olarak yük getirmiştir. Özel güvenlik olan kişilerin sınav, kurs, sağlık raporu, yenileme gibi birçok ücretle ek mali yük getirmiştir. Ülkemizde bir meslek sahibi olmak için ilk ve tek para harcanılan meslek özel güvenlik mesleğidir. Tüm bu yükler yetmemiş gibi Değişik: 2/1/2017 - KHK-680/69 Md.; yapılan yasa değişikliğiyle özel güvenlik görevlilerin güvenlik arşiv araştırması veya herhangi bir nedenden dolayı ceza alması durumunda güvenlik görevlisi olamaz, olanların ise kimlikleri iptal edilmektedir. Peki özel güvenlik görevlilerinin hangi hallerde kimlikleri iptal olur, iptal olduğunda neler yapılır?
Proje Bittiği Zaman Ne Olur ? Asıl iş ve alt işveren uygulaması
Proje Bittiği Zaman Ne Olur ? Asıl iş ve alt işveren uygulaması
İşyeri Devrinin İş Sözleşmelerine Etkisi ve İşverenlerin Hukuki Sorumluluğu : Türkiye de ki en büyük sorun olan Taşeron Sistemi herkes tarafından bilinmektedir. Ancak asıl iş veren yani ana iş veren yetkilileri yeteri kadar kanun, nizam incelemediği, bilmediği ve bileninde bilmiyormuş gibi davranması taktiği ile ne yazık ki hem işçi hem de ana iş verenler mağduriyetinin ortaya çıktığına defalarca şahit oluyoruz. Arada ise bazı vurguncu diye tabir ettiğimiz taşeron firmalar karlı çıkmaktadır. Şöyle ki İş Kanunu 2. 6. 36. Maddeleri açık bir şekilde asıl işveren ve alt iş verene her zaman çalıştırtıldıkları tüm işçilerin tüm hak ve alacaklarından sorumludur.
Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Sigortası nedir
Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Sigortası nedir
Sigortacı, sigorta ettiren tarafından istihdam edilen özel güvenlik görevlilerinin özel güvenlik hizmetine dair mevzuat çerçevesindeki görevlerini yerine getirmeleri sırasında üçüncü şahıslara verecekleri zararları, sigorta poliçesinde belirtilen tutara kadar teminat altına alır.
Çalışanların internet kullanımı takip edilebilir
Çalışanların internet kullanımı takip edilebilir
İş sözleşmesindeki bazı maddeler işçinin kişilik haklarının ihlal edilmesi riskini doğurmakta. Ancak iş sözleşmesi işçi ile işveren arasındaki kişisel ve hukuki bağımlılık ilişkisini de yazılı bir şekilde teminat altına alan bir sözleşme. Bu sözleşmeye dayanarak işveren işçinin internet kullanımını takip edebilir mi? İşte o detaylar...
işveren işçiyi işten çıkarmaya kalkışması işçinin savuna yapması gereken
işveren işçiyi işten çıkarmaya kalkışması işçinin savuna yapması gereken
Örnek işçi savunması .İş veren bir işçiyi işten çıkartacağı zaman öncelik olarak ona bir zemin hazırlamaya ve bulmaya çalışır. Ve zeminini hazırlar. İlk önce işçiye farklı davranmaya başlar, görev pozisyonunu değiştirmeye çalışır, baskı uygular, diğer işçilere karşı küçük düşürmeye çalışır. Bunlara rağmen işçi çıkmamışsa bu sefer işçiyi kötü göstermek için sürekli tutanak tutar ve savunma olarak kötü bir işçi olduğunu göstermeye çalışır. Ardından hiç utanmadan bu işçi kötüdür ben iyiyim der.
1 Mayıs İşçi Bayramı ? Ya İşçilerin Talepleri
1 Mayıs İşçi Bayramı ? Ya İşçilerin Talepleri
Gel görelim ki ortada işçiler yok talepleri yok sendikacıların ise sadece sosyal medyada veya bazı yerlerde güzel sözlerden başka bir icraatları yok. Şimdi yarınki meydanlarda işçilerin elinde sendikaların talebinde şunları görecek miyiz merak ediyoruz..
Özel güvenlik görevlileri ve işçiler Nasıl Bu Hale Geldik? Kendimizi bulmanın ilk adımı
Özel güvenlik görevlileri ve işçiler Nasıl Bu Hale Geldik? Kendimizi bulmanın ilk adımı
Çalışma hayatında genel anlamda baktığımızda ve sıkça bize gelen sorularda şahsım olaraktan karşılaştığımız konulardan artık kafa yiyeceğim. Biz o kadar yazıyor çiziyoruz ama okumuyoruz ama okuduklarımıza da inanmak istemiyorsunuz yada nasılsa benim yerim rahat bana bir şey olmaz mantığıyla gidiliyor. Ayrıca işyerlerinde sanki özel güvenlik görevlileri asker yada polismiş gibi, Amir ve müdürüm diye hitap etmekteler. Hâlbuki özel güvenlik görevlisi sivildir, işçidir ve işyerinde çalışmaktadır. Amirim müdürüm yerine bey veya hanımefendi denilmesi en uygun olan şekildir.
İşçinin Derhal İş sözlşem Fesih ve Kıdem Tazminat Hakkı
İşçinin Derhal İş sözlşem Fesih ve Kıdem Tazminat Hakkı
İş Kanunu 24.maddesinde '' süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir'' denmektedir.
İş Hukuku Davalarında Zorunlu Arabuluculuk
İş Hukuku Davalarında Zorunlu Arabuluculuk
İş Hukuku; temelde çalışan ile işveren arasında akdedilen ve kaynağını Özel Hukuktan alan hukuk kurallarından oluşsa da, Bireysel ve özellikle de Toplu İş Hukukunun Kamu Hukuku karakterinin bulunduğu, kanun koyucunun da çalışanın haklarını korumak için bu alana müdahil olduğu bir gerçektir. Ancak İş Hukukunun ve buradan kaynaklanan davaların temelinin Özel Hukuka, yani tarafların iradeleri ve nisbi ilişkileri ile oluşan sözleşmeye dayandığı tartışmasızdır.

HAVA DURUMU
Gün
Bugün
Sıcaklık
3°C / 0°C
Durum
Kar Yağışlı
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
06:20
Güneş
07:47
Öğle
13:25
İkindi
16:20
Akşam
18:51
Yatsı
20:11
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ

Sitemizi Nasıl Buldunuz. ?

Kapat